28 Mayıs 2009 Perşembe

No More Dilemmas!


Hayatım seçim yapmakla geçiyormuş onu farkettim. Habire bir zorlanma durumu var benim açımdan. Çünkü ben kararsız bir insanım. İnsan karşısına çıkan fırsatlar için "Keşke bir tanesi gerçekten kötü olsa" der mi? Ben derim. Çünkü o anda benim beynimi kurcalayan ve paniğe sürükleyen bir karar verme zorunluluğu var. Bu iş fırsatları için böyleyken özel hayat için farklı olmuyor. Bir anda gelen talepler insanı şaşkına çevirirken karar verme zorunluluğu da paniğe sürüklüyor. Bu yüzden uykuları kaçıyor, "Keşke bunların hiçbiri olmasaydı, bu seçeneklerin hiçbiri karşıma çıkmasaydı" diyor. Ben öyle oluyorum. Bu sorun için geliştirdiğim saçma sapan çözüm nedir peki: eylemsizlik. Hiçbir yönde adım atmayınca o seçeneklerin hepsi bir bir kayboluyor ve siz de eliniz boş , içinizde bir sıkıntı kalakalıyorsunuz. Ama bir yandan da garip bir huzur var: Artık karar vermek zorunda olmamanın yarattığı iç huzuru. No more Dilemmas!
Sırf bu yüzden bazen yatılı okul çocuklarına, askerlere çok özeniyorum. Çünkü onlar karar veren değil uygulayanlar ve düşnmüyorlar. İşte insanlıktan çıkıldığı nokta. Hani derler ya insan seçimleriyle var olur diye, sanırım benim varlığım bana bazı zamanlarda ağır geliyor. O kadar ağırlaşıyorki, o his içime çöktüğünde bakkala gitsem bir sakız almaya, ve adam bana "Hangisini istiyorsunuz?" diye sorsa, adamın omzuna yaslanıp hüngür hüngür ağlayasım olur. Birtek ben mi böyle insanlıktan çıktım yoksa bombardıman halinde seçenekler yağmuruna tutulan günümüz insanının genel bir kafa karışıklığımıdır bu bilemedim. Bir gerçek var ki içimi çok sıkan, beynimin odağını kaydıran, midemi bulandıran bir hissiyat bu. Fakat buradan apolitik gençlik davasına atıf yapmadan yazıyı bitirmem gerektiğinin de farkındayım. Şimdi gel de Orhan Baba'nın şarkı sözlerine hayran olma "Bence sen de haklısın". Conformist olmaya son 20 saniye!

Hiç yorum yok: