
Üzerine neler neler söylenen, her kafandan ayrı ses çıkan seçimler bitti... Garip bir duyguydu benim için. İlk defa oy verdim. İpin ucunda ki mahkum gibi hissettim. O seçim kabininde, kocaman "E"li "Evet" yazısını basarken nasıl bir çaresizlik ve cahillik duygusuna kapıldım anlatamam. Sorumluluk mu bunu bana verdi bilemiyorum. Yani sorumluluk aldığını farketmek, soğuk terleri sırtımda hissetmeme neden oldu sanırım. Bir kez daha inanamadım insanları öylesine 'Bu kez de buna vereyim" diyerek oy verebilmesine. Bana kalırsa birçok insan da ezbere bildiğini okudu. Yani karar vermedi. Sadece içinde bulunduğu durumu -bazen ne kadar şikayet etse de- değiştirmek istemedi. Belki de bu bir umutsuzluk göstergesi. Hiçbirşey beklemediğinin, değişimi kaldıramaycağının, kurulu düzenin bozulacağının korkusu. Fakat dönüşüm değil midir yeni şeyleri yaratan? Ateş değil midir yok etmeyen dönüştüren? Niye insanlar bu ateşi kalplerinde hissedemedi? Bir bıkkınlık göstergesi değil miydi bu sonuç? Birçok insanın hiçbirşeyin değişmiyeceğine inanıyor. Değişse dahi bunun kendinin elinde olmadığını, başka "Büyük güçler"in değişimin anası ,babası ,gacısı olduğuna dair inancı sarsılamadı.
Açıkça halkın düzeni değitirmemek adına anasına küfür eden, onu gözler önünde yeren bir adamı nasıl sindirdiğini, seçtiğini anlayamadım. Burada Neyzen Tevkif'in bir deyişini söylemeden edemeyeceğim: "Türk milleti gariptir, her lafi kaldırmaz, ibne dersin kızar da, sikersin aldirmaz".
Bunların, adamın yaptığı son manevraların -evlere gönderilen çuvallar , ihyalar, futbolcu transferleri gibi- sonucu olduğunu söylemek zor geliyor. Milletimin bu kadar balık hafizalı olduğunu kabullenmek istemiyorum. Birçok kişi "Bu adam diğerlerinden daha kötü değil, aynı, diğerleri geleceğine bu devam etsin" dediğini düşünüyorum.
Belki adamı, halk, kendine daha yakın hissetti. İçinde "Halk" geçen bir parti burjuvazinin temsilcisi olarak görüldü. Çok da haksız bir yargı değil. Adamın kullandığı kelimeler onun sokaktan geldiğinin bariz bir göstergesi. Fakat, ya bu toplumun genel olarak "hayat mücadelesi veren, parasını zor kazanan , emekçi" görülen sınıfından çok , para babası diyebileceğimiz tipleri neden bu adama verdi? Bunun altında birçok kişinin bildiği gibi ekonomik kaygılar, anlaşmalar yatıyor. Bu açıdan bu parti farklı noktlardan her iki tarafa da temas edebiliyor.
Diğer yandan , "karşı partiler yeni birşey önermiyor, vizyonları yok" deniyor. Ben Baykal'ın görüşlerini de dinledim. Gerçekten kendimle ve çevremle mücadele ederek objektif olmaya çalışıyorum. Baykal'ın porjesiz olduğunu düşünmüyorum. Yani CHP'nin. Hatta dinlendiğinde karşı partilerin argümanı olan "AB karşıtlığı"'nın söz konusu olmadığını düşünüyorum. Böyle bir vizyonu olan partinin böyle bir düşüncesi olamaz. Baykal'a tarafsız baktığımda şimdiki konuşmalarında beni çok rahatsız eden birşey de yok. Fakat kendisi demokrasiden bahsederken, seçim barajının korunması konusunda yaptığı seçim, onun koltuk sevdasının bir göstergesi olabilir.
Kadro bakımından CHP'nin doyurucu bir parti olduğunu düşünüyorum. Fakat Deniz Baykal , ihtirası sonucu halkın nefretini kazanmış anladığım kadarıyla.. Ve "adın çıkmış 9'a inmez 8'e" durumu var gibi. Eğer taze kan gerekiyorsa evet gelmeli. Fakat nereden? Deniz Baykal en son istifa ettiğinde yerine Altan Öymen gelmişti ve istifa etmek zorunda kalmıştı hatladığım kadarıyla. Altan Öymen'i bir gazeteci olarak çok severim. Fakat bir parti lideri olarak pek prim yapamıyor gibi. Ortada bir çelişki var : ihtiraslı bir adam herkesi hayatından bezdiriyor. Öte yandan ılımlı bir adam ise partiyi çekip çeviremiyor. Peki çözüm nasıl olmalı?
Seçim hakkında yasaları bildiğim kadarıyla yüksek seçim kurulu denetiminde TBMM çıkarıyor. Peki, parti kadrolarının üyelerin oylarıyla değilde ,başkanların oylarıyla seçilmesi nasıl sağlanacak? %10 seçim barajı meclise giren partiler ve bağımsızlar tarafından nasıl kaldırılacak? iktidarda olanlar, iktidarına ortak olanların artmasını ister mi? Bence cumhurbaşkanlığı konusunda referandum yapmak yerine ilk önce bu konularda bir referandum, bir halk dinlemesi yapılmalı. Sağlıklı bir meclisten bahsedebilmek için ilk önce sağlıklı bir seçim sisteminden bahsedilmeli.
Bu konuda Fransızları takdir etmemek elde değil. Fransızların, dersler arasında en önem verdikleri derslerden biri Methodologie'dir. Yani bir iş yapılırken bunun yolu yordamı nedir o öğretilir önce. Bence de eyleme geçmeden önce eylem şeklimizi iyi belirlemeliyiz. Fakat bu kısır döngü içinde nasıl olacak gerçekten bilemiyorum. Bir seçmen olarak tabi ki taraf turuyorum. Fakat büyük resmi daha net görmek adına objektif olmaya çalışıyorum. Ne kadar başarılı olabiliyorum tartışılır. Bunun nedeni bu konulardaki cahilliğim ve empati yeteneğimde ki yetersizlik olabilir. Fakat elimden geleni yaptığımda yadsınamaz. en azından objektif olmak adına. Kafamı toplamak adına burada bir nokta koymam gerek. Düşünmekten, kısır döngüler içine boğuşmamak adına....
2 yorum:
"Kadro bakımından CHP'nin doyurucu bir parti olduğunu düşünüyorum."
bu yazını okuduktan sonra yorum yazma gereği hissettim. Biraz düşündüm de chp ve zihniyetinin bu vatana yararlı tek bir eserini icraatını gösterebilecekmisin ? İşleri güçler kutuplaşma oluşturmak , laiklik ve atatürkçülük arkasına saklanmak ve bunun üstünden siyaset yapmak. Seçebildikmi demişsin. Evet siz ve sizin gibi düşünenler seçemedi. Bu ülkede işler artık sizin istediğiniz gibi gitmiyor. Demokrasinin ne olduğunu halk artık biliyor. Belliki sinirden damarlarınızdaki kan bile simsiyah olmuş.
"Belliki sinirden damarlarınızdaki kan bile simsiyah olmuş"
Kesin bir yargı belirten bir fiil içermeyen ve belkilerle dolu olan bir yazı için çok ağır bir itham bu.Birincisi hiçbir yargım kesin değildi ve deliler gibi chp propagandası yapan bir yazı da yazmadım. Yazmamaya çok dikkat ettim. Başbakanın düşüncelerini ve hareketlerini doğru bulmuyorum. Seçim politikasını da. Son referandumun manasızlığı enteresan bir düşünce şeklinin olduğunu (!) birkez daha kanıtladı. Burada ki "biz " kimiz? chp yandaşları mı? Aşırı chp savunucusu bir insan değilim o yüzden üstüme alınmıyorum fakat chpliler bazında ele alırsak dahi bu ülkede kaç yıldır chpnin seçimi kazanamadığını görmek "artık sizin istediğiniz gibi gitmiyor" demeye mani olmalı. Hiç bir zaman öyle gitmedi zaten. Ve içim acıyarak söylüyorum ki halkım niçin referanduma gittiğini bilmediği gibi neye oy verdiğini de bilmiyor. Bilemiyor ne yazık ki. Demokrasiyi bilse dahi. Amacım ahkam kesmek ve ya kendimi temize çıkarmak falan değil. Yaptığım şeyler konusunda kendimi çok yargıladığım ve bazı konularda pişmanlık duyduğum çok oldu. Ama yukarıda bahsettiğim gibi bir yanıt vermekten alıkoyamadım kendimi...
Yorum Gönder