27 Haziran 2007 Çarşamba

Hüzün


Tatilden geldim....

Tatil sonrası olduğundan mı yoksa geldiğimde hayal kırıklıklarıyla karşılaştığımdan mı bilinmez bir hüzün var içimde. Daha doğrusu böyle bir yumru var, hani tasvir delisi olmuş romanlarda "gözlerinden bir bulut geçti" derler ya, işte o bulutlar geçiyor arada benim de gözlerimden.

Herkes öyle midir bilmem fakat ben hep plan yaparım. Biraz fazla hayalperestim galiba. Evet, hayalperest olmkta bir problem yok. Belki bazı insanlara göre çok şahane birşey. Fakat o hayalleri gerçekleştirebileceğine inanıp birşeyler yaparsan bu iyi birşey oluyor. Evet, ben de bazen gerçekten inanıyorum o hayallerin gerçekleşeceğine. Tembelim biraz sanırım. Yeterince emek harcamıyorum. Hayallerim gerçekleşmediğinde de çok üzülüyorum inandığım için. Kısır döngü içinde dönüp dolaşıp kendini yemek gibi birşey bu. Böyle durumlarda biz hep suçu şansa atarız. "Bende şans olsa..." ve ya " Kaderim yok benim" dedikleri sıkık duyulur insanların. Fakat çoğu zaman insanlar kendi şanslarını kendileri yaratır ya da yaratmalıdır. İnsan kendisi için birşey yapmıyorsa kimse onun için birşey yapmaz. Bu aynen kendinize biçtiğiniz değer gibi birşey. Yani şöyle ki, siz kendinizi değersiz görüyorsanız, başkaları sizi niye değerli görsün ki? Tabii ki kendini beğenmişliğin, "Şu küçük dağları ben yarattım" triplerinin alemi yok. Fakat, kendinizi pislik gibi görmenin de alemi yok. İşin en acı tarafı ise, bütün bunları bilip te bile bile lades deyip aynılarını yapmaya devam etmek.. Belki bu da bir tembellik çeşidi.. Yani hiçbirşey yapmamak... İç huzuru bulamamak, başına bela aramak hali aynı zamanda...

Yapacak işim olmadığından - yani elbet yapacak birşey bulunur fakat dediğim gibi kendine güvensizlik ve tembellik had safhada - oturup bunları düşünüyorum. Kendimi değersiz ve beceriksiz buluyorum.

"Bu da gelir, geçer" deyip bir kenara çekilemem. Birşeyler yapmam lazım fakat başlangıç çizgisini daha bulamadım sanırım...

Hiç yorum yok: